Eskişehir İl Afet Risk Azaltma Planı 2027-2031 Deprem Çalıştayı
12 Eylül 2026 16:05 tarihinde yayımlandı | 10 dk okuma süresi
12 Eylül 2026 16:10 tarihinde güncellendi
Kategori: Sunumlarım
9 Eylül 2026 saat 10:00'da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Oteli Turkuaz salonda gerçekleştirilen Eskişehir İl Afet Risk Azaltma Planı 2027-2031 Deprem Çalıştayı kapsamında gerçekleştirdiğim sunumumun bir kısmını aşağıda paylaşıyorum. Faydalı olması dileğiyle.
ESKİŞEHİR DEPREM YAPI İLİŞKİSİ

Sayın Valim,
Değerli kurum yetkilileri ve kıymetli meslektaşlarım,
Deprem her ne kadar doğal bir olay olsa da sonuçlarının büyüklüğü sebebiyle en önemli konuların başında gelmektedir. Deprem insanların en temel ihtiyaçlarından olan barınma ve can güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Bu bile tek başına önemini vurgulamak için yeterlidir.
Şehrimiz yaklaşık bir milyon nüfusa sahip sosyo-kültürel, akademik, sanatsal yönlerden gelişmiş kosmopolit bir şehirdir. Ancak MTA'nın fay haritasına bakıldığında şehrimizi etkileyen diri fayların olduğu görülmektedir. Bunların en başında Eskişehir fay fonu olarak adlandırılan ve İnönüden başlayarak şehrimizin içerisinden geçen 3 parçalı bir diri fay vardır. Bunun yanında şehrimiz büyük bir alüvyon havzası üzerine kuruludur.
Merkezi şehrimizi olarak aldığımız 100km yarıçaplı bir daire içerisine baktığımızda 1900-2026 yılları arasında Kandilli Rasathanesi verilerine göre kayıt edilen toplam 206 depremden 91 tanesi 3.5 ve 3.9 arasında, 85 tanesi 4.0 ve 4.9 arasında, 29 tanesi de 5.0 ve 5.9 moment büyüklüğü arasında kayıt edilmiştir. Bunlardan sadece 1 tanesi 6.0'dan büyüktür. 7'den büyük bir deprem ise kayıtlara geçmemiştir.

Şehrimizde 20 Şubat 1956 yılında saat 22:31'de Sulukaraağaç - Tepebaşı merkez üssünde gerçekleşen büyüklüğündeki depremde 2 vatandaşımız vefat etmiş ve 20 kişi ise yaralanmıştır. Yaklaşık 12 bin binada çeşitli derecelerde hasar görmüştür. Bu yıllarda şehrimizin nüfusunun yaklaşık 350 bin olması ve yapıların az katlı yığma yapılar olması sebebiyle ölü ve yaralı sayısı düşüktür.
Günümüze geldiğimizde ise şehrimizin mevcut yapı stoğunu konuşmak gerekir. Bu amaçla Büyükşehir belediyemizin, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir şubesinin ortak olarak gerçekleştirdiği ve hızlı tarama yöntemleri kullanılarak 52 mahallede yaklaşık 52 bin binanın tarandığı çalışma çok kıymetlidir. Şehrimiz genelinde yaklaşık 140 bin - 150 bin bina olduğunu tahmin etmekteyim. Bunların yaklaşık 90 bin - 100 bin adeti merkez ilçelerdedir. 1. kademe (hızlı görsel sokak taraması) bu çalışma ile temsiliyet oranı yaklaşık %35'dir. 2. ve 3. kademe (beton ve çelik laboratuvar testleri ve performans analizi) çeşitli kaynaklara göre en fazla %7 oranındadır. Bu çalışmada incelenen 52 bin binanın yaklaşık 10 bin adetinin riskli ve 5 bin - 6 bin adetinin ise hemen yenilenmesi gerektiği dile getirilmektedir. Ayrıca incelenmesi gereken 33 bin binanına daha olduğu söylenmektedir. Bu dönüşüm, kısa süre içerisinde parsel bazlı dönüşüm yerine ada bazlı dönüşüm ve uygun kredi - kira yardımı gibi desteklerin arttırılması ile mümkündür. Kentsel dönüşüm 3 önemli ayağı (Ekonomi, Yönetmelik ve İnsan) bulunan karmaşık bir konudur.
Şehrimizde 2021 yılında 306 adet kentsel dönüşüme giren betonarme bina üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmayı paylaşmak istiyorum. Bölümümüz emeki öğretim üyelerinden kıymetli Prof. Dr. İlker Bekir TOPÇU hocamız önderliğindeki bu çalışmada betonarme binalardan alınan karat numunelerinin ortalama beton basınç dayanımları ve yapıların yaşı, kullanılan donatının nervürlü ya da nervürsüz olması gibi durumlar incelenmiştir.

Yapılan çalışma incelendiğinde bir çok binanın 1990 yılından önce inşaa edildiği ve ortalama beton dayanımının yaklaşık 5.0 MPa olduğu görülmektedir.

Yapıların yaklaşık %98'inde nervürsüz donatıların kullanıldığı ve yaşı küçük olan yapılarda bile düşük dayanımlı betonların bulunduğu açıkça görülmektedir. Nervürsüz donatılar aderans (beton ile donatı arasında tutunma) açısından zayıf mekanik özellikleri düşük olduğundan bu yapıların deprem performansının da düşük olacağı söylenebilir.
Eskişehir'in Yapı Stoğu Dönüşümü
Şehrimizi de etkileyen olayları kronolojik sırada düşündüğümüzde şunları söyleyebiliriz.
1. Erken Dönem ve 1975 Yönetmeliği: Şantiye Betonu ve Düz Donatı
Eskişehir merkezinde bulunan yapı stoğunun yaklaşık %40 - %50'si 1975 deprem yönetmeliği kullanılarak projelendirilmiştir. Ayrıca 1975 yılında inşa edilen yapılar 50 yıllık ekonomik ömrünü tamamlamıştır. Tahmini 8 bin - 9 bin binanın 50 yaşından büyük olduğu söylenebilir. Bu yapılar oldukları yerde aniden çökecek değiller ancak beklenmedik bir ilave yük altında, deprem gibi, tasarımında kabul edilen güvenlik katsayıları artık işlevsiz olduğundan yıkılacaklarını söyleyebiliriz.
2. Hazır Betonun Girişi ve Modern Döneme Geçiş (1990'lar)
Eskişehir'de ilk hazır beton tesisleri 1992 - 1996 yılları arasında kurulmuştur. Ancak burada üretilen hazır betonlar prestijli sanayi yapılarında ve kamu ihalelerinde kullanılmış konutlarda şantiyede üretilen beton kullanılmaya devam etmiştir.
1 Ocak 1998 yılında deprem yönetmeliğimiz (1998 Deprem Yönetmeliği) güncellenmiş ve modern tünek tasarım felsefesi (kolon-kiriş birleşim bölgesi kontrolleri, kolonların kirişlerden güçlü olması ilkesi, etkiye sıklaştırma bölgeleri) benimsenmiştir.
3. 1999 Marmara Depremi ve Kırılma Noktası (1999 - 2001)
17 ağustos 1999 Gölcük depremi () merkez üstünden yaklaşık 120 km uzaklıkta olmasına rağmen, Porsuk Havzası'nın gevşek alüvyon zeminleri sismik dalgaları büyütmesi dolayısıyla Sivrihisar caddesinde bulunan Tarhan Apartman'ı yıkıldı ve 33 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yine Eskişehir'de çok sayıda binada ağır ve orta hasar meydana geldi.
Şubat 2020 yılında TS500 Standardımıza revizyon yapıldı (TS500/2000) ve taşıyıcı sistemlerde kullanılacak asgari beton sınıfı C20 olarak belirlendi. Aynı şekilde taşıyıcı elemanlarda düz donatı kullanımı yasaklandı, nervürlü çelik (S420 / B420C) zorunlu hale geldi.
4. Zorunluluklar ve İleri Düzey Standartlar (2004 - 2018)
20 Nisan 2004 tarihi itibari ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın 248 sayılı genelgesi ile hazır betonun kullanılması zorunlu hale geldi. Yapı denetimle binalarda elle / şantiyede beton üretimi fiilen yasaklandı. Eskişehir'de ruhsatlı tüm şantiyelerde santral üretimi transmikserli hazır beton kullanımı zorunlu oldu.
6 Mart 2007 tarihinde deprem yönetmeliğimiz (2007 Deprem Yönetmeliği) yenilendi. Mevcut binaların deprem güvenliğinin belirlenmesi (performans analizi, doğrusal olmayan elastik ötesi hesap yöntemleri) ve yapı güçlendirme kriterleri ilk defa yönetmeliğe bağımsız bölümler olarak eklendi.
16 Mayıs 2012'de 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu ile birlikte Riskli Yapı Tespiti (karot alımı ve laboratuvar testi, paspayının sıyrılması ile donatı tahkiki ve statik tahkik) yasal bir çerçeveye bağlandı. Riskli binaların yıkımı ve yenilenmesi süreci hızlandı.
5. Güncel Dönem (2019 - Günümüz)
1 Ocak 2019 tarihi ile yeni deprem yönetmeliği (TBDY-2018) devreye girdi. Eski "Eskişehir 2. derece deprem bölgesi" şeklindeki yaklaşım terk edildi, koordinat bazlı spektral ivme katsayıları (, ) geçildi. Zemin sınıfları ZA'dan ZF'ye kadar kategorilendirildi ve hassaslaştırıldı. Porsuk havzasında alüvyon ve sıvılaşabilir tabakalar için shaya özel zemin davranış analizleri zorunlu tutuldu. Minimum beton sınıfı C25'e yükseltildi.
2021 yılında Eskişehir İRAP (İl Afet Risk Azaltma Planı) AFAD ve yerel dinamiklerin koordinasyonu ile kentin zemin tehlikeleri, fay hatları ve yapı stoğu zaafları resmi olarak haritalandırılıp 180'in üzerinde kurumsal eylem planı tanımlandı.
Kritik Eşikler ve Risk Profilleri
Az önce bahsettiğim kronolojik olayları kullanılarak yapıları Eskişehir özelinde bir risk profilinde gruplamak istersek aşağıdaki tabloyu oluşturabiliriz.
| Dönem/Milat | Malzeme & Donatı Durumu | Denetim Mekanizması | Risk Profili |
|---|---|---|---|
| 2000 (TS500 Güncelleme) Öncesi | Düz donatı (nervürsüz), elle döküm şantiye betonu (), yıkanmamış dere agregası | Prosedürel fenni mesuliyet, belediye vize sistemi | En yüksek risk grubu (Korozyon, yumuşak kat düzensizliği ve donatı alanı/aderans kaybı yaygın) |
| 2001 - 2004 Arası | Nervürlü donatıya geçiş, hazır betonun hızla yaygınlaşması | 4708 sayılı Yapı Denetim devrede (Eskişehir pilot il) | Geçiş dönemi yapıları, orta-düşük risk |
| 2004 - 2008 | Zorunlu hazır beton (min. C20), nervürlü donatı (S420), laboratuvar küp numune takibi | Yapı Denetim Kuruluşları ve laboratuvar denetimi | Standartlara büyük ölçüde uygun, düşük risk |
| 2019 ve sonrası | Min. C25 beton, EBİS (Elektronik Beton İzleme Sistemi / çipli denetim), TBDY-2018 | Elektronik kura ile atanan tarafsız Yapı Denetim | En güvenli grup (Güncel sismik tasarım ve tam denetim) |
Bir Yapının Deprem Performansını Etkileyen Faktörler
Güncel deprem yönetmeliklerinde (TBDY-2018 Bölüm 5 ve 15, ASCE 41-17, Eurocode 8-3) yapı performansı Şekil Değiştirme Esaslı Değerlendirme ve Tasarım (ŞGDT) felsefesine dayanır. Burada en etkili 5 maddeyi şu şekilde sıralayabiliriz.
- Malzeme Dayanımı ve Donatı Karakteristiği: Mevcut betonun karakteristik basınç dayanımı (), donatının mekanik sınıfı (düz donatı BÇ-I, nervürlü S420/B420C) ve korozyondan kaynaklanan kesit/aderans kayıpları.
- Enine Donatı Detayları ve Sarılma (Etriye / Confinement): Kolon-kiriş birleşim bölgelerinde etkiye sıklığı, kanca büküm açıları ( veya ) ve paspayı mesafesi; elemanın süneklik kapasitesini () ve plastik dönme sınırlarını belirler.
- Yapısal Düzensizlikler: Zemin katın yüksek tavanlı veya dükkan olması (yumuşak/zayıf kat), planda burulma yaratan rijitlik asimetrisi, ağır kapalı çıkmalar ve düşey süreksizlikler (kolonun kirişe oturması).
- Sismik Talep Düzeyi: Faya olan mesafe, yönelim (near-fault directivity) etkileri ve binanın doğal titreşim periyodunun () zemin hakim periyodu () ile rezonans ilişkisi.
olarak sıralayabiliriz.
Yapıların Deprem Sırasında Hasar Olmasına Sebep Olabilecek Düzensizlikler ve Eskişehirden Birkaç Örnek
Şehrimizde yumuşak kat örnekleri çokça mevcut. Özellikle çarşı bölgesindeki bir çok yapının zemin kat yüksekliği diğer katlara göre daha yüksek ve dükkan vitrinleri için dış duvarlar yıkılmış ve iç alanı arttırmak için ara duvarlar yıkılmış durumda. Bu gibi müdehaleler yapılarda yumuşak kat ve zayıf kat düzensizliklerine sebep olmaktadır.

Yine şehrimizdeki neredeyse tüm yapılaşma bitişik nizam şeklindedir. Bitişik nizam yapılaşmada ortaya çıkan durum deprem anında salınım yapan yapıların birbirlerine çarparak zarar vermesidir. Özellikle kat seviyeleri farklı ise bir döşeme seviyesi daha rijit olduğu için yan binanın kolonlarına oldukça büyük zarar verebilmektedir. Buna çekiçleme etkisi yada İngilizce adıyla pounding effect denilir.

Yanlış anlaşılan konulardan bir tanesi de kısa kolon düzensizliğidir. Bu düzensizlik kolonların boyunun kısa olması ile ilgili değildir. Kısa kolonlar tabiki gerekli önlemler alınarak üzerine gelcek yükleri taşıyacak şekilde (etkiye sıklaştırması) yapılabilir. Ancak buradaki durum farklıdır. Tasarım aşamasında bir kolonun boyu kat yüksekliği kadar hesaplanıp buna göre tasarımı yapıldı ise ancak deprem sırasında bir takım sebeplerden (bant pencere, rijit duvarlar vs.) kolonun boyu olduğundan daha kısa olacak şekilde davranış gösterirse bu kolona gelecek kesme kuvvetleri artar ve kolon bu kuvvetleri taşıyamayarak hasar görür. Bu tip düzensizliği bir çok yapıda görmemiz mümkün. Fotoğrafta da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölüm binamızdan bir örnek koydum.

Yer altı su seviyesi şehrimizde bazı bölgelerde 1.5-3 metreye kadar düşmekte bu sebeple zemin su yalıtımı kötü olan bir çok binamızın temelinde korozyon problemi yaşanmaktadır. Korozyon mevcut donatının alanını azaltmakta ve üzerine gelen yükleri taşıyamaz duruma gelmesine sebep olmaktadır. Temeldeki korozyonun tespiti kolay değildir. Yapıyı içten kanser gibi sararak zarar verir. Eğer gözle görünen korozyon yok ise çeşitli noktalardan açılacak gözlem kuyuları ile tespit edilebilir. Tespiti durumunda tamiri ve yapıya verdiği hasarın tahmini çokta kolay değildir.

Önerilerim
- Senaryo Depremi Revizyonu: AFAD-RED sistemi le gerçekleştirilen 6.5 moment büyüklüğündeki deprem senaryosu seviyelerine çıkarılarak tekrar edilmelidir. (Yapıldı)
- Hızlı Görsel Taramadan 2. ve 3. Kademeye Geçiş: 52 mahallede yürütülen 1. kademe hızlı değerlendirme verileri; AFAD KAYSİS, MAKS ve Tapu Kadastro sistemleriyle entegre edilmeli; en yüksek risk puanını alan binalardan başlayarak malik teşviki ve 6306 sayılı Kanun mekanizmalarıyla 2. ve 3. kademe detaylı laboratuvar analizleri ve yapı performans analizlerine geçilmelidir.
- Beton Dayanımı Düşük Yapıların Önceliklendirilmesi: İleri kademe incelemelerde beton basınç dayanımı çıkan ve nervürsüz donatıya sahip olduğu belirlenen yapılar, Kentsel Dönüşüm Strateji Belgelerinde "en yüksek öncelikli risk grubu" olarak tanımlanması; 6306 sayılı Kanun ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39. maddesi işletilerek ivedi tahliye ve yıkım / yenileme süreçlerine dahil edilmelidir.
- Ada Bazlı Dönüşüm ve İmar Hakları Transferi: Bitişik nizam yapı adalarında uygulanan münferit parsel bazlı yık-yap süreçler, dar sokak dokusunu ve çekiçleme riskini çözmemektedir. Öncelikli alanlardaki aşırı yapı ve nüfus yoğunluğu; Sıvılaşma riski bulunmayan bölgelere mevzuat düzenlemeleri ile hak kaybı olmadan aktarılmaldır.
- Zemin Kat Ticari Düzensizliklerin Rehabilitasyonu: İki Eylül, Hamamyolu, Sivrihisar-1 ve İsmet İnönü caddeleri gibi yumuşak ve zayıf kat mekanizmasına açık binalarda zemin kat kolonlarının kesme kapasiteleri güçlendirilmeli; vitrin bulunan akslarına sürek çelik çaprazlar veya burkulması önlenmiş çaprazlar (BRB) gibi önlemler alınarak yanal ötelenmeler sınırlandırılmalıdır.
- Bodrum Kat Korozyon Kontrolü: Yüksek yeraltı suyu nedeniyle bodrum kat taşıyıcılarında donatı enkesit kaybı oluştuğu tespit edildiğinden kent genelinde zorunlu bodrum kat korozyon taraması başlatılmalı; korozyon hasarı olan yapılara bina çevresi drenaj vb. koruyucu önlem alma zorunluluğu getirilmeli ve mevcut korozyon giderilmelidir.
- Akıllı Toplanma alanaları ve Yaşam Destek Standardı: Toplanma alanlarının çevre bina enkaz etki alanı analizleriyle güvenliğinin tescil edilmesi; içme suyu, acil enerji, sanitasyon ve haberleşme altyapısının standartlara bağlanarak periyodik denelenmesi.
- Bütünleşik Afet Lojistiği ve Tedarik Zinciri Güvenliği: Olası bir Marmara Depremi'nin tetikleyeceği zincirleme lojistik kesintilere karşı; gıda, tıbbi malzeme ve akaryakıt tedarik hatlarının güney ve iç hatlara çeşitlendirilmesi, kentsel tampon stok kapasitesinin arttırılması.
- Hasar Sonrası Yol Ağı ve Erişilebilirlik Analizi (Network Vulnerability): AFAD-RED hasar tahmin senaryoları girdi kabul edilerek, sokak genişlikleri ve bina çökme modelleri üzerinden ilk müdahale güzergahlarının tıkanma riskini hesaplayan yerel bir "Kentsel Erişebilirlik Karar Destek Modülü" kurulması.
- Dinamik Afet Karar Destek Sistemi (Afet Odaklı Dijital İkiz): Zemin parametreleri, bina envanter özellikleri ve canlı sensör verilerini (yer altı suyu seviyesi, yapı sağlığı sensörleri vb.) bir araya getirerek afet öncesi ve sonrası simülasyonları üreten kentsel afet dijital ikizinin devreye alınması.
106 görüntülenme
Yorum yaptığınız için teşekkürler!
Yorumunuz inceleniyor ve onaylandıktan sonra yayımlanacak.